Açıklamasında, sosyal yardımların bir çözüm değil, kötü yönetimin bir sonucu olduğunu vurgulayan Karaman, “Samsun’da 2024 yılında 207 Bin 465 haneye toplamda 2 milyar 23 milyon 754 bin TL yardım yapılmış. Samsun’un nüfusu yaklaşık 1 milyon 377 bin kişi. 207 bin 465 haneye yardım yapıldıysa ve her hanede ortalama 3 kişinin yaşadığını varsayarsak, bu yardımlardan yaklaşık 622 bin 395 kişi faydalanmış demektir. Yani Samsun nüfusunun yaklaşık %45.2'sinin bu yardımlara muhtaç hale geldiğini görüyoruz. Samsun gibi hava, kara, deniz ve demir yolu gibi imkanlara sahip, Çarşamba ve Bafra ovasının ortasında bulunan bu bereketli topraklarda insanımızın kıt imkanlarla hayatını idame ettirmek zorunda bırakılmasına anlam veremiyoruz. Doğrusu övündükleri bu sosyal yardım rakamları bir başarı hikâyesi değil, Samsun’umuzun ve ülkemizin içine sürüklendiği ekonomik çıkmazın acı bir göstergesidir.” dedi.
SOSYAL YARDIM DEĞİL, ADİL PAYLAŞIM
Milli Görüş’ün ekonomi anlayışının adil paylaşım ve üretim odaklı olduğunu hatırlatan Karaman, “Bugün sosyal yardımları bir lütuf gibi sunan iktidar, aslında kendi yanlış politikalarını örtbas etmeye çalışıyor. Çünkü, bir ülkede sosyal yardıma muhtaç insan sayısı azalmıyorsa bu, ekonominin iflas ettiğinin bir göstergesidir. Adil ekonomik düzende vatandaş devlete el açmaz, üretir ve emeğinin karşılığını alır. Refahı tabana yaymak yerine sürekli sosyal yardımları artırmak bir çözüm değildir. İnsanlarımız iş, aş ve üretim istiyor; yardıma muhtaç bırakılmayı değil’’ ifadelerini kullandı.
İSRAF EKONOMİSİNE SON VERECEĞİZ
İsraf düzeninin ülkenin kaynaklarını heba ettiğini belirten Karaman, “Bir yanda lüks makam araçları, gereksiz harcamalar, israf ve faiz ödemeleri, diğer yanda sosyal yardıma muhtaç bırakılan milyonlar var. Saadet Partisi olarak bizim anlayışımız, halkı yardıma muhtaç bırakmak değil, üretimi ve refahı artırarak insanları kendi kazançlarıyla geçinebilir hale getirmektir. Kaynakları doğru kullanırsak, Samsun’un ve ülkemizin tüm insanlarını huzur ve refah içinde yaşatabiliriz. Saadet iktidarında, ‘önce ahlak ve maneviyat’ anlayışıyla, yolsuzluk ve israfa son vererek, devletin kaynaklarını adil bir şekilde kullanacağız. Üretimi teşvik ederek, insanımızın alın terinin hakkını alacağı bir Türkiye inşa edeceğiz. Vatandaşlarımız yardımlarla değil, kendi kazançlarıyla onurlu bir şekilde yaşayacak’’ şeklinde konuştu.