İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Kudüs'teki Mescid-i Aksa yerleşkesine bugün baskın düzenledi. Ben Gvir'in sözcüsü, bu ziyaretin gerçekleştiğini duyurdu.
Ziyaretin Tepkileri
Bu gelişme, sadece Müslümanların değil, aynı zamanda Yahudi toplumu içinde de farklı tepkilere yol açtı. Ultra Ortodoks milletvekili Moshe Gafni, bu ziyareti "Yahudí halkının en kutsal mekânı olan Mescid-i Aksa’nın kutsallığına ve din adamlarının üzerinde uzlaştığı statükoya yönelik bir saldırı" olarak nitelendirdi. Gafni, özellikle bazı Ultra Ortodoks topluluklarının kutsal alanlara ayak basmanın yasak olduğuna inandığını belirtti. Ben Gvir'in gerçekleştirdiği bu tür ziyaretlerin aslında bir egemenlik göstergesi oluşturmadığını, bilakis kutsallığı ihlal eden bir eylem olduğunu vurguladı. Bu durumun, sadece İslam dünyasında değil, aynı zamanda yerel Yahudi topluluklarında da tahrik edici sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Gafni, Ben Gvir'e bu tür ziyaretleri durdurması için çağrıda bulundu.
Mescid-i Aksa'daki Baskınlar ve Uygulamalar
Son zamanlarda Ben Gvir'in Mescid-i Aksa’ya yönelik gerçekleştirdiği baskınlar artış göstermekte. Özellikle Yahudi yerleşimcilerin, cuma ve cumartesi günleri dışında her gün bu kutsal mekâna girebilmesi, gergin atmosferi daha da tırmandırıyor. Cuma günleri, Cuma namazlarının yapılması nedeniyle Yahudilere giriş izni verilmezken, cumartesi günü ise Yahudi tatili olan "şabat" olduğundan baskınlar durduruluyor. Ancak, bu tür baskınlar son dönemde arttıkça, öne çıkan direnişler de yanı sıra Filistinli topluluklar üzerindeki baskılar ise giderek yoğunlaşıyor. İsrail'in 7 Ekim'den bu yana, Batı Şeria ve Kudüs'teki baskılarını artırması, Filistinlilerin hareket alanını ciddi anlamda kısıtlamış durumda.
Filistinlilerin Durumu
İlgili bölgede binlerce Filistinli gözaltına alınmışken, yürütülen operasyonlar nedeniyle toplumsal hareketlilik büyük ölçüde engellenmiştir. Filistin halkının özgürlük mücadelesi, bu tür baskılar karşısında daha da zor bir duruma girmiştir. Filistinliler, haklarını savunmak ve toplumsal varlıklarını korumak adına çeşitli yollarla direnişlerini sürdürse de, benzeri baskınlar her geçen gün toplumda derin yaralar açmaya devam ediyor. Gözaltına alınanların çoğu, yerel halk içinde tedirgin bir atmosfer yaratarak, Filistin halkı üzerinde duygusal bir baskı oluşturduğu bildiriliyor. Gün geçtikçe artan bu iki taraflı gerginlik, bölgedeki barış umutlarını daha da zorlaştırıyor. Bu dinamik şartlar altında, Mescid-i Aksa çevresindeki gerilimler ve olaylar, uluslararası toplumun da dikkatini çekmeye devam ediyor.